hala onun yüreğini mi taşıyorsun
masallar yalnız uyuturdu oysa…
hala onun yüreğini mi taşıyorsun
masallar yalnız uyuturdu oysa…
Bugün ,beni insanlıktan çıkarışının mavisindeyim. Öyle deniz mavisi değil, sevdiğinden . Umut mavisi de. Zulüm siyahı olur ya, savaş sürüyormuş da elinden bir şey gelmiyormuş hani. Kan revanmış dünya. Sevdiğin herkes ölüyormuş ve sen aklını yitirmişçesine gülüyormuşsun. Güldükçe azalıyormuş sevdiklerin azaldıkça sana ihtiyacım varmış.
Aynı kalabildiğin yerden bakıyorum sana. Benden değiştiğin, bir daha sen olamadığın yerden.
Kalabalık durmaya çalışıyorum, kalabalıklaştıkça senin sonun olur belki. Yardım ediyorum kendime
ıssız bir sahnenin ortasında, kendi öyküsünü unutmuş bir sopranonun sesine eşlik ederken. Bazen
ıslıklarım elimi tutuyor, daha insaflı bir rüzgarı sırtıma alarak denize dönüyorum. Henüz
yorulmamış olmaktan dem vuruyor. Kıyısında yalnız olmadığıma şükrediyorum. Ama hep o bana
ağlıyor.
Tenine tuzunu bırakamamış bir deniz gibiyim. Hatırladıkça seni , niye cam kırıklarını avuçluyor gibi acıyorum.Aklıma gelişinle gidişini niye bir tutamıyorum.Bir tutamıyorum gözünü seveyim gitme aklımdan.Yanağının çukuruna yerleşmiş sımsıcak yaşının bencilliği gibi asılı kalayım kolunda uzakça.
Derdim!
Dedim durdum.
Yanardım sesindeki öksüzlüğe.İkimize de ben ağlardım.hep benimle yaşa,hem de çok.Ama bıkma.
Derdim!.
Dedim kaldım.
Beni insanlıktan çıkarışının darma dumanındayım.
Sallanıyorum şimdi, eski bir paspas gibi kapında.Gözünü seveyim git aklımdan.
Yalnızlık bir örtüdür
ısındı mı düşlerin?
yüzün,kaybedilmiş savaşlar yeri
kim sevdi seni
senden çok…
aklının düştüğüne
sesinin yetmediğine
zor zamanlarda kuşlardan kalp konsun hüznüne…
yalan mı daha güçlü
seni sana hiç kılan adi bir doğru mu?
bir caddede ıslak bir adam görmeyi
boylu boyunca özlenmiş bir sevgili gibi
sürekliliği olması beklenen bir günlüğün yarı kıvrık sayfalarına
kendimi gömüp
üstüne küfürlensem,üstüne tükürsem
üstüne kalsam.
korkağın teki kimdir
korkağın adı nedir
ıslak caddeler boyu ıslak bir adam görsem
sen benim tarlalarımda at koşturan
hasatsız mahsulümken,
kayıplarımı ak kağıtlara mı dökeceğim sandın?..
sende doğum günleri var!
ölüm günleri.
sevgili günler
sızlandığım,nazlandığım
huysuzluğuma huysuzluk kattığım,
şaşırtıcı günler var!
Beni hatırlayacak kadar sevememiş olanları anımsayamayacağım,
fakat,bir küçük iz bile bırakamadığımı bildiklerimi,
daima anımsayacağım günler var…
sende ayrılığa buruşturulmuş günler var,
ucu yakılmış vazgeçilmiş mektuplar var.
Sende zulüm siyahı var…
Mart!